<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831</id><updated>2011-08-01T14:05:39.437-07:00</updated><title type='text'>Amatör Bakış</title><subtitle type='html'>Filmler hayatın içinden ve dışından. Bizim var olduğumuz her şeyden filmler. Her çeşit. Aktör ve aktristler ve yönetmenler. Bizi kurgunun içene çekenler. İnandıranlar.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>16</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-3453339158634476766</id><published>2010-02-10T03:54:00.000-08:00</published><updated>2010-02-10T03:55:53.263-08:00</updated><title type='text'>Limon Ağacı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S3Kewsf2DhI/AAAAAAAAAFQ/CBhefQL8Bp0/s1600-h/limon_agaci_film_afis_2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S3Kewsf2DhI/AAAAAAAAAFQ/CBhefQL8Bp0/s320/limon_agaci_film_afis_2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436582259605245458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir İsrail-Filistin hikayesi.  Filistin ile İsrail’in çok da belli olmayan sınırı burada da görünüyor. Filistinli bir kadın ve onun limon ağaçlarıyla dolu bahçesi odak. Film limon bahçesinin hemen karşısına İsrail savunma bakanının taşınmasıyla başlıyor. İsrail istihbarat servisi bu bahçedeki ağaçların, güvenliği tehdit ettiğini, teröristlerin bu bahçeye sızarak bakanın evine ateş açabileceğini düşünüyorlar. İşte film bu öngörüyle ilerliyor. Filistinli kadına ağaçlarının kesileceği, bunun için de kendisine tazminat verileceği bilgisi gidiyor. Bundan sonrası kadının İsrail devletine açtığı davayla ilerliyor. &lt;br /&gt;Film güzeldi. Hüzünlü ve anlamsız savaşın ne kadar anlamsız yollarla körüklenerek devam ettiğini gösteriyor nispeten. &lt;br /&gt;Bazı ayrıntılar var tabi filmde. Mesela bakanın karısının Filistinli kadına karşı hissettikleri ama elinden bir şey gelmeyen hali. Boyun eğme durumu ama aynı zamanda sessiz bir isyan var. &lt;br /&gt;Ayrıca Filistinli kadının İsrail devletine açtığı davada onu savunan avukatıyla arasındaki yaş farkına rağmen yaşadıkları aslında pek de yaşayamadıkları aşkvari durum. &lt;br /&gt;Film insani bir şeylere dokunuyor. İnsanın sinirlerini bozuyor. Ama güzel, izlenebilir. Bu arada filmin aynı adı taşıyan kitapla, konu olarak bir alakası yok. O da bir İsrail-Filistin hikayesi ancak konu tamamen farklı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-3453339158634476766?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/3453339158634476766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/limon-agac.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/3453339158634476766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/3453339158634476766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/limon-agac.html' title='Limon Ağacı'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S3Kewsf2DhI/AAAAAAAAAFQ/CBhefQL8Bp0/s72-c/limon_agaci_film_afis_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-6088299244341074225</id><published>2010-02-01T07:01:00.000-08:00</published><updated>2010-02-01T07:11:36.182-08:00</updated><title type='text'>Küçük Deniz Kızı Ponyo</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2btDZtA3KI/AAAAAAAAAE4/llqUJur0Avw/s1600-h/ponyo.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 126px; height: 84px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2btDZtA3KI/AAAAAAAAAE4/llqUJur0Avw/s320/ponyo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433290643164159138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu adama diyecek ne olabilir ki gerçekten. Miyazaki’den bahsediyorum tabiî ki. Daha önce Ruhların Kaçışı ve Yürüyen Şato’yu izlemiştik ve son olarak Ponyo’yu izledik. Bu adamın gerçeküstücülüğü insanı gerçekten epeyce bir derinde etkiliyor. &lt;br /&gt;Filmde yaşanan bir çok şey doğalının oldukça dışında. Ama bu bahsettiklerim gerçeküstü öğeler değil. Sıradan olaylar oldukça farklı yansıtılıyor. Birkaç örnek verebilirim. Filmde baş karakterimiz 5 yaşında bir erkek çocuk olan Sozuki. Sozuki annesine ve babasına ismiyle hitap ettiğinden önceleri annesi babasının onlar olduğunu algılamakta biraz zorlanılıyor yani biz zorlandık en azından :) Anne kesinlikle hiç sıradan bir anne değil. Bir kere çok genç, çocuk da oldukça olgun. Örneğin annenin uçurumun kenarında çocuğu da arabadayken nasıl hızlı araba kullandığını görünce insan gayri ihtiyari napıyor bu ya diye düşünüyor :) komik ama öyle. Ama kadın gayet rahat. Sonra baba karakterimiz denizci ve bir gün geç haber vererek sefere gidiyor ve anne buna sinirleniyor ve resmen kocasına trip yapıyor ama öyle gerçek ve doğal ki ama insana tuhaf gelen bunu çocuğundan hiç saklamadan yapışı. Oğlu onu avutmaya çalışıyor falan. Güzeldi yani. Sonra bir ara çok ciddi bir fırtına çıkıyor ve anne oğluna evde bırakıp başka bir yere gidiyor. Oğluna olan güvenini görmeniz lazım ve çocuğun olgunluğunu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2buJ1RRJwI/AAAAAAAAAFI/SFWdwm_ShdU/s1600-h/ponyo3.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 189px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2buJ1RRJwI/AAAAAAAAAFI/SFWdwm_ShdU/s200/ponyo3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433291853154821890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde çok saf bir sevgi izliyoruz. Ve nerdeyse kötü bir karakter yok diyebiliriz. Kısacası bu filmi ve tüm filmleri izlenmeli Miyazaki’nin. Mükemmel. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-6088299244341074225?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/6088299244341074225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/kucuk-deniz-kz-ponyo.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/6088299244341074225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/6088299244341074225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/kucuk-deniz-kz-ponyo.html' title='Küçük Deniz Kızı Ponyo'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2btDZtA3KI/AAAAAAAAAE4/llqUJur0Avw/s72-c/ponyo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-3372647880260895489</id><published>2010-02-01T06:58:00.000-08:00</published><updated>2010-02-01T07:00:58.504-08:00</updated><title type='text'>Aklı Havada</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2bsoCgnhxI/AAAAAAAAAEw/7tw2EFOFmZA/s1600-h/up-in-the-air.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 216px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2bsoCgnhxI/AAAAAAAAAEw/7tw2EFOFmZA/s320/up-in-the-air.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433290173081683730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Jason Reitman’ın daha önce Juno’sunu izlemiştim. Oldukça beğenmiştim. Bu filmi de izlerken biraz onun güveni vardı esasen. Peki nasıldı? Yani bilmiyorum. Hikaye evet fena değil. Yılın nerdeyse her günü işi sebebiyle seyahat eden yakışıklı bir başrol oyuncumuz var (George Clooney). Ve artık bu seyahat hali hayatının kendisi haline gelmiş. Seyahat etmediği zamanlar kendini berbat hissediyor. Evini evi gibi göremiyor. Kardeşinin düğünüyle aslında ailesinden yıllarca nasıl uzak kaldığına dair de ipuçlarını almaya başlıyoruz. &lt;br /&gt;Yapılan iş ise tabi insanı oldukça rahatsız eden bir bölüm. Bu insanlar diğer şirketler tarafından kiralanıyorlar ve patronların kovmak istedikleri kişilere patronlar adına onlar bu durumu bildiriyorlar. Can sıkıcı bir iş ya da öyle görünmesine rağmen adam işinde çok başarılı ve bunu severek yapıyor. &lt;br /&gt;Filmde beni rahatsız eden şeylerden biri şu; başrol oyuncumuzun yanında şirkette yeni ama gelecek vadeden parlak bir bayan karakter var. Bu karakteri oraya bir türlü oturtamadım nedense. İnanılmaz itici olduğunu düşündüm film boyunca. Ayrıca çaylak kızımız diğer karakterlere hayatın anlamı ve işinin hayatı olmadığına dair nutuklar atıyor. Ama bir yandan da işinde ana karakterden daha acımasız olduğu sahnelere tanık oluyoruz. Orada durumun birbirini tamamlamıyor olması beni rahatsız etti ama belki de bu da bilerek yapılmış bir şeydir. Sonra aktörümüz birden başka bir seyahat bağımlısına aşık olur. Değiştiğini hisseder. Ailesinin biraz daha farkına varır. Bundan sonrası biraz daha klasik ilerliyor. Neyse sonuna kadar gelmeyeyim izlerseniz siz görün. &lt;br /&gt;İzleyelim mi yani derseniz. Bence izlemezseniz bir şey kaybetmezsiniz ama izlene de bilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-3372647880260895489?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/3372647880260895489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/akl-havada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/3372647880260895489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/3372647880260895489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/akl-havada.html' title='Aklı Havada'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2bsoCgnhxI/AAAAAAAAAEw/7tw2EFOFmZA/s72-c/up-in-the-air.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-4331888216300309404</id><published>2010-02-01T06:56:00.000-08:00</published><updated>2010-02-01T06:58:44.591-08:00</updated><title type='text'>Soul Kitchen</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2bsHbglP9I/AAAAAAAAAEo/cURYVqLv34M/s1600-h/soul-kitchen-0f.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2bsHbglP9I/AAAAAAAAAEo/cURYVqLv34M/s320/soul-kitchen-0f.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433289612856737746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ve tabi Soul Kitchen yani Fatih Akın. Ben Fatih Akın filmlerini sevenlerdenim. Bence bu işi biliyor derim. Amma velakin Soul Kitchen’a gittiğimde hissettiğim şey tam olarak bu değildi. Yani kötü film demem sanırım bu filme ama Fatih Akın’dan beklediğim şeyi tam olarak vermedi aslında bana. &lt;br /&gt;Filmde tuhaf olan şu; bir kere bence basit bir hikaye üzerine kurulmuş. Ve sonrasında yan hikayecikler oluşmuş. Bu hikayeciklerle film asıl olandan uzaklaşıp yakınlaşma arasında gidip gelmekte. &lt;br /&gt;Sonra, karakterlere tam olarak bir türlü ulaşamıyoruz hissindeydim. Yaklaşıyoruz ama tam doldurulmadığı için tekrar uzaklaşıyoruz. Mutfak duvarına bıçak saplayan bir Birol Ünel ve sonra puf nerde? Ya da garson kızımız da bende biraz böyle bir his uyandırdı. Bilmiyorum belki de çok eleştirel yaklaştım. Neyse sonuç olarak kötü bir film değil ama ben daha başka bir beklentiyle izledim sanırım. &lt;br /&gt;Filmin müzikleri üzerine konuşmuyorum bile çünkü onlar hemen alınası dinlenesi türdenler. &lt;br /&gt;Filmi de izlemeyin demem. Bence izlenir. Keyifli.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-4331888216300309404?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/4331888216300309404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/soul-kitchen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/4331888216300309404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/4331888216300309404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/soul-kitchen.html' title='Soul Kitchen'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2bsHbglP9I/AAAAAAAAAEo/cURYVqLv34M/s72-c/soul-kitchen-0f.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-3064098292846543589</id><published>2010-02-01T06:54:00.000-08:00</published><updated>2010-02-01T06:56:53.620-08:00</updated><title type='text'>SÜT</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2brrXdszxI/AAAAAAAAAEg/F7NxMQBFAPQ/s1600-h/s%C3%BCt.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2brrXdszxI/AAAAAAAAAEg/F7NxMQBFAPQ/s320/s%C3%BCt.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433289130734571282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Semih Kaplanoğlu’nun üçlemesinden biri. Yumurta’ydı ilki, ikincisi Süt. Diğeri de bal bildiğim kadarıyla. Yumurta bence güzeldi. Buram buram bir sanat filmiydi en kötü tanımlamayla :) bu filimle aslında taşlar biraz daha yerine oturuyor. Üçleme olması sebebiyle sanırım Bal’da biraz daha anlam kazanacak. Ama şöyle bir yanılgı olmasın, filmler öyle pek birbirine bağımlı ilerlemiyor. Birini izleyip diğerini izlemeseniz de olur. Sadece bir tamamlanma hissi gibi. Ama eksiklik yaratmıyor izlemeyince insanda. &lt;br /&gt;Neyse filme gelmek gerekirse ki gerekir konumuz zaten film. Evet yani olmuş, güzel noktalar vardı. Mesela yılanı deliğinden çıkaran şey tatlı dil değil de sütmüş, onu bilmiyordum ben. Sakin dingin bir film tarzı itibariyle. Ama beni deli eden filmin sonu oldu. Dakikalarca süre anlamsız bir ışık patlamasıyla bitiyor. Ve inanın bu neyi tamamlıyor. Neden tercih edilmiş bunu bilemedim anlayamadım. &lt;br /&gt;Genel anlamda bakıldığında bence bu tarz durağan filmlerden hoşlanıyorsanız izlenebilir bir film. Ama büyük beklentilerle değil tabiî ki. Ben Bal’ı da izlerim nitekim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-3064098292846543589?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/3064098292846543589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/sut.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/3064098292846543589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/3064098292846543589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/sut.html' title='SÜT'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2brrXdszxI/AAAAAAAAAEg/F7NxMQBFAPQ/s72-c/s%C3%BCt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-2503776055132617699</id><published>2010-02-01T06:53:00.000-08:00</published><updated>2010-02-01T06:54:38.891-08:00</updated><title type='text'>Adalet Peşinde</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2brJw7B4xI/AAAAAAAAAEY/351zfhvVkcY/s1600-h/adalet.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 262px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2brJw7B4xI/AAAAAAAAAEY/351zfhvVkcY/s320/adalet.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433288553452921618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Adalet peşinde güzel başlayan bir filmdi. Sonuna kadar da fena gitmedi aslında ama bu filmin de sonu beni hoşnut kılmadı. :)&lt;br /&gt;Film Amerika adalet sistemini çürütmeye yönelik bir film diyebiliriz. Aslında sadece Amerika değil genel anlamda adalet sisteminin saçmalığı üzerine kurulmuş. Güzel de değinmiş esasen. Karısı ve çocuğu öldürülen bir adam bunun çözümünü adaletten beklerken bir de bakıyor ki durum hiç de sandığı gibi olmuyor bunun üzerine 10 yıl sonra inanılmaz bir birikimle geri dönüyor ve intikam alıyor. Almaya çalışıyor ya da. Ve bunu seyircide merak uyandıran şekilde işliyor. Keyifli bir Holywood filmi aslında. &lt;br /&gt;Sadece filmin sonundaki o vazgeçişi anlayamıyorum. Yani hikayenin ya da yönetmenin neden vazgeçtiğini tam olarak çözemedim. Evet sisteme karşıyız, evet adalet sisteminde ciddi bir boşluk var ama bir dakika durun lütfen o kadar da değil demişler sanırım. Sonunu burada yazmayayım ama sonu insana bu mesajı veriyor gibi. &lt;br /&gt;Neyse bence izlenesi bir film.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-2503776055132617699?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/2503776055132617699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/adalet-pesinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/2503776055132617699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/2503776055132617699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/adalet-pesinde.html' title='Adalet Peşinde'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2brJw7B4xI/AAAAAAAAAEY/351zfhvVkcY/s72-c/adalet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-8286196527730179180</id><published>2010-02-01T06:49:00.000-08:00</published><updated>2010-02-01T06:52:03.083-08:00</updated><title type='text'>Kızıl Kıyamet</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2bqhutF0jI/AAAAAAAAAEQ/xWK2gUhjVgI/s1600-h/redcliff.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 265px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2bqhutF0jI/AAAAAAAAAEQ/xWK2gUhjVgI/s320/redcliff.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433287865662820914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aman tanrım işte bu film filmleri aldığım yerin bana attığı büyük bir kazıktır diyebilirim. Ne manada kazık? Şöyle ki; öyle bir ısrarla bu filmi almamızı istedi ki resmen hayır diyemedik. &lt;br /&gt;Film Çin’in en kanlı savaşını anlatıyormuş. Tamam bunda bir sorun anlatsın tabi adamlar ama biz neden izledik ya. Bu kadar yavaş ilerleyen bir savaş filmini gerçekten neden izledik? Yani evet aslında Çin kültürü ve onların film tekniğini seviyorum. İzlemeye değer bana kalırsa Uzakdoğu sineması ama bu değil. Yani şimdi o kadar paraya ve emeğe de saygı duymak lazım. Filme kötü demek istemiyorum ama bana göre değil. Ben savaş filmlerini severim ama bu filmi izlerken sürekli neden bu kadar uzatılmış hissiyle izledim. Artık bir nihayete ersin istiyor insan izlerken sürekli. Kısacası benim görüşüm olmamış. Bırakın rafta kalsın zaman kaybetmeyin derim. Ama yok ben hem uzun filmleri hem Çin’i hem de Savaş sahnelerini severim derseniz. Buyurun keyif sizin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-8286196527730179180?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/8286196527730179180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/kzl-kyamet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/8286196527730179180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/8286196527730179180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/02/kzl-kyamet.html' title='Kızıl Kıyamet'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S2bqhutF0jI/AAAAAAAAAEQ/xWK2gUhjVgI/s72-c/redcliff.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-4962868702343272712</id><published>2010-01-05T06:28:00.000-08:00</published><updated>2010-01-05T06:29:55.496-08:00</updated><title type='text'>AVATAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S0NM3h3siSI/AAAAAAAAAEA/L1LkBCvG5mg/s1600-h/Avatar_Windows7.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 125px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S0NM3h3siSI/AAAAAAAAAEA/L1LkBCvG5mg/s200/Avatar_Windows7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423262893152700706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ve tabiî ki Avatar. &lt;br /&gt;Yani tabiî ki ben de Avatar’ı izleyen o yığının içerisindeyim. Filmi 3 boyutlu izledik. Benim için ilk deneyimdi. Güzelmiş 3 boyutlu olayı fena değil ama gözleri fena yoruyor. &lt;br /&gt;Neyse filme gelecek olursak; anlatıldığına göre fena halde uğraşılmış filimle. Yeni bir teknik uygulanmış vs. benim içinse hikayesi sıradan ama güzel bağlanmış bir film. &lt;br /&gt;Filmdeki yerli halkın doğayla kurduğu bağ öyle güzel ki. Öyle bir yer gerçekten olsun istiyor insan. Gerçekten o kadar “insan” olabilelim istiyor insan. Ama yok. Zaten film de insanoğlunun açgözlülüğü, doymak bilmeyişi üzerine kurulu. Bu konu zaten bir çok filmde işlendi bu güne kadar. Hatta gerçek hayatta da çevrecilerle onlara kulak asmayan büyük şirketleri ya da devleti koyabiliriz karakterlerin yerine. Kısacası film bize bilmediğimiz ya da farkında olmadığımız bir şeyi anlatmıyor. Yani henüz izlemediyseniz sakın ola ki farklı bir şeyler izleyeceğim beklentisiyle gitmeyesiniz filme. &lt;br /&gt;Ama filmde güzel fikirler vardı. Ben onları sevdim en çok. Mesela; hayvanlarla onların üzerinde olan insanlar arasında fiziksel bir bağ var. At gibi bir hayvanın üzerine bindiğinizde onunla saçınızın arkasındaki bir bağ ile bağlanıyorsunuz. Ve onun tüm hislerini siz de hissediyorsunuz. O da sizi hissediyor tabiî ki. O acı çektiğinde siz onun acısını olduğu gibi hissediyorsunuz ya da siz acı çektiğinizde o. İşte bu fikir çok güzel verilmişti. Bu benim hep yaşamak istediğim bir şeydir. Tabi ben hayvanlarla değil ama insanlarla bu bağı kurabilmek isterdim. Birinin acısını hissetme fikri ezelden beri beni çeken bir şeydir. &lt;br /&gt;Neyse bunun dışında bitkilerle de özel bir bağ kuruluyor filmde. Onları da hissederek yaşıyorsun. Aslında işin özü yaşadığın çevrede boş boş değil dolu dolu yaşıyorsun. Her şeyi hissederek, anlayarak, farkına vararak. &lt;br /&gt;Aslında özetle film bu. Bence izleyin, iyi seyirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-4962868702343272712?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/4962868702343272712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/01/avatar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/4962868702343272712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/4962868702343272712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/01/avatar.html' title='AVATAR'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S0NM3h3siSI/AAAAAAAAAEA/L1LkBCvG5mg/s72-c/Avatar_Windows7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-3866730927073803237</id><published>2010-01-05T06:23:00.000-08:00</published><updated>2010-01-05T06:31:44.465-08:00</updated><title type='text'>Kutsal Yürek</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S0NNS5byj_I/AAAAAAAAAEI/0rxaoWvsXlU/s1600-h/kutsal_yurek_vcd.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S0NNS5byj_I/AAAAAAAAAEI/0rxaoWvsXlU/s200/kutsal_yurek_vcd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423263363334574066" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ki Ferzan Özpetek’in filmlerini severek izlerim, bu filme inanamadım. Bu filmin aynı yönetmene ait olduğuna inanmak istemedim. Son zamanlarda izlediğim en kötü filmlerden biriydi. Bağlantılar kötü. Anlamsız. Dialoglar kopuk, hikaye vasat. Buraya yazacak bir şey bile bulamıyorum açıkçası. &lt;br /&gt;Bence izleyip zaman kaybetmeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-3866730927073803237?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/3866730927073803237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/01/kutsal-yurek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/3866730927073803237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/3866730927073803237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2010/01/kutsal-yurek.html' title='Kutsal Yürek'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/S0NNS5byj_I/AAAAAAAAAEI/0rxaoWvsXlU/s72-c/kutsal_yurek_vcd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-4970888381044698621</id><published>2009-12-16T02:42:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T02:47:24.837-08:00</updated><title type='text'>Mary and Max</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Syi6sjgd5iI/AAAAAAAAACo/l8Yo9ge29-Q/s1600-h/trailer-mary-and-max.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 216px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Syi6sjgd5iI/AAAAAAAAACo/l8Yo9ge29-Q/s320/trailer-mary-and-max.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415783826521450018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba, &lt;br /&gt;Mary and Max son zamanlarda izlediğim en iyi animasyon hatta en iyi filmlerden biriydi sanırım. Çizimlerini sevdim, tarzını sevdim, seslendirenleri de sevdim, konuyu çok sevdim.&lt;br /&gt;Burada filmi size de özetlemeye çalışayım ama bu film bence kesin izlenmeli. &lt;br /&gt;Filmde temel iki karakter var. Biri Amerika’da yaşayan Max adında asperger sendromu denilen bir rahatsızlığa sahip 40’lı yaşlarında bir erkek. Max yalnız yaşayan bir karakter. Küçük yaşta babası, annesi ve onu terk ettikten sonra annesi de intihar etmiş. Max o günlerde de özel bir çocukmuş ve sonrasında da iyice yalnız kalmış. Hayatta hiç arkadaşı yok sadece düzenli olarak gittiği bir psikiyatrı bir de kendinden yaşlı, gözleri pek görmeyen bir komşusu var. Max insanları anlamıyor onları çok karmaşık buluyor hele ki yüz ifadelerini hiç okuyamıyor. O kadar ki kendine insanların yüzlerindeki temel ifadeleri anlamak için hazırladı bir kitapçığı bile var. Oldukça zor bir hayat Max’inki ama o aslında halinde memnun da diyebiliriz. Çünkü Max kendini böyle biliyor ve böyle seviyor. Ve “bu hastalığın bir çaresi bulunacaktır” gibi açıklamalardan hoşlanmıyor çünkü o iyileşmek istemiyor. Bunu bir hastalık olarak da görmüyor aslında. &lt;br /&gt;Gelelim Mary’e. Mary 8 yaşında (ya da film o 8 yaşındayken başlıyor). Mary’nin kendiyle son derece ilgisiz anne ve babası var. Annesi alkolik, babası ise pek görünmüyor bile. Mary’nin her çocuk gibi merak ettiği oldukça fazla şey var. Bunlardan biri de çocukların nasıl dünyaya geldiğiyle ilgili. Babasının Mary’e çocukların biradan çıktığını söylemesiyle Mary bunun sadece Avustralya’da mı yoksa dünyanın her yerinde mi böyle olduğunu merak etmesiyle hikaye başlıyor. Bunu cevaplaması için genel rehberden Amerika’da birine mektup yazarak bunu sormaya karar veriyor. Gelin görün ki bu rastgele seçtiği kişi de Max oluveriyor. &lt;br /&gt;Bu arada Mary’de tıpkı Max gibi oldukça yalnız. Yalnızlıkla dolu bir çocukluk geçiriyor. Sadece çok sevdiği bir horozu var bir de çok sevdiği bir çizgi dizi. &lt;br /&gt;Bundan sonrasıysa gerçekten anlatılacak ya da okunacak bir şey değil, izlenmeli ve herkes kendi yorumunu yapmalı. Benim çok hoşuma gitti, umarım siz de beğenirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-4970888381044698621?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/4970888381044698621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/12/mary-and-max.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/4970888381044698621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/4970888381044698621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/12/mary-and-max.html' title='Mary and Max'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Syi6sjgd5iI/AAAAAAAAACo/l8Yo9ge29-Q/s72-c/trailer-mary-and-max.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-5433934299007401262</id><published>2009-12-16T02:41:00.000-08:00</published><updated>2009-12-16T02:52:33.970-08:00</updated><title type='text'>Kızkardeşimin Hikayesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Syi757haaXI/AAAAAAAAACw/V9ea7aOETP4/s1600-h/Kiz-Kardesimin-Hikayesi-My-sisters-Keeper-2009-Turkce-Altyazili.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 216px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Syi757haaXI/AAAAAAAAACw/V9ea7aOETP4/s320/Kiz-Kardesimin-Hikayesi-My-sisters-Keeper-2009-Turkce-Altyazili.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415785155817793906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba,&lt;br /&gt;Kızkardeşimin Hikayesi’ni izledik geçenlerde. Nasıldı? Yani. Yani ne demek? Yani şu demek; izleseniz bir şey olmaz ama izlemeseniz de bir şey olmaz. Hani izlerken insan sıkılmıyor filimden ama izlemediğinde de hiçbir şey kaybetmiyorsun. Aslında sakince bir film işte, kafa yormayı gerektirmeyenlerden. Ama tabi biraz duygusal çünkü mevzuu zaten lösemi. Varlıklı bir Amerikan silesi düşünün iki çocuk bir kız bir erkek, kocaman bir ev, bahçede bir köpek klasik mutluluk anahtarları da ellerindeyken birden kızlarının lösemi olduğunu öğrenen aile onun sağlığı için tamamen laboratuvar yapımı denebilecek bir çocuk daha dünyaya getirir. Bu küçük kızı tamamen ablasını salına kavuşturmak için kullanırlar denebilir. Biraz kaba bir tabir olabilir ama filmde kullandıkları üslup bu. &lt;br /&gt;Sonra artık büyüyen küçük kızın bir gün bu yardıma artık bir son vermek istediğini, artık bedenini bunun için kullanmak istemediğini söylemesiyle film hareketlenir ki sonraki olaylar bunun peşi sıra ilerler. &lt;br /&gt;Filmin sonunda bizi bir sürpriz bekliyor ama benim fikrim keşke bize ilk verdikleri fikirle devam etseydi film. Neyse izlemek isteyenler için o kadar da ayrıntı vermemeyi tercih ediyorum. &lt;br /&gt;Kısacası izlemeseniz de olur filmlerden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-5433934299007401262?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/5433934299007401262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/12/kzkardesimin-hikayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/5433934299007401262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/5433934299007401262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/12/kzkardesimin-hikayesi.html' title='Kızkardeşimin Hikayesi'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Syi757haaXI/AAAAAAAAACw/V9ea7aOETP4/s72-c/Kiz-Kardesimin-Hikayesi-My-sisters-Keeper-2009-Turkce-Altyazili.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-316664885614582819</id><published>2009-12-07T09:49:00.000-08:00</published><updated>2009-12-07T09:54:01.232-08:00</updated><title type='text'>Soysuzlar Çetesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sx1BMfTBV0I/AAAAAAAAACg/keLmagY9DR4/s1600-h/soysuzlar-cetesi-500x748.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sx1BMfTBV0I/AAAAAAAAACg/keLmagY9DR4/s320/soysuzlar-cetesi-500x748.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412554009984718658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir Tarantino filmi. Ben seviyorum Tarantino filmlerini. Keyif alıyorum yani izlerken, yoksa öyle çok sinemadan anlar bir gözle size bu filmleri neden sevdiğimi anlatamayacağım. Bu filmi de sevdim. &lt;br /&gt;Yıllardır bin bir versiyonunu izlediğimiz Yahudi intikam filmlerinden diyeceğim ama yok diyemeyeceğim çünkü değil. Yani evet ortada bir intikam var tabiî ki ancak dili farklı ve güzel. Bir kere öyle duygularınızla falan oynamıyor çok film. Öyle izlerken hınçla dolup ağlamak istediğiniz falan bir soykırım filmi değil. &lt;br /&gt;Film konuyla dalga geçmemiş ama oyuncuları aracılıyla dalga geçer bir üslup takınmış. Filmde Yahudi bir askeri birlik var ve ele geçirebildikleri kadar çok naziyi öldürmeyi ve kafa derilerini yüzmeyi amaç edinmişler. &lt;br /&gt;Sonra genç ve güzel bir kızımız var ki kendisinin ailesi taranarak öldürülürken o kaçmayı başarıyor ve sonra çok fena bir intikam alıyor. &lt;br /&gt;Hikayeyi Tarantino genelde yaptığı gibi bölümleyerek anlatmış. &lt;br /&gt;Bir de filmde güzel bir tezatlıklar ahengi var. O da ne ola ki demeyin hemen ne demek istediğimi özetlemeye çalışayım. Örneğin sahnelerle tezat olduğunu size hissettiren müzikler var. Alışık olmadığımız giydirmeler yani. İzlediğinizle dinlediğiniz normal deneyimlere uymuyor ama bu durum benim hoşuma gitti. Sonra yine olayların çok beklemediğiniz sonuçlarla gerçekleşiyor olması da benim hoşuma giden yanı. &lt;br /&gt;Bence bir nazi filmi daha keyifli çekilemezdi. Özetle bu alında söyleyeceklerim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence güzel, bence izleyin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-316664885614582819?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/316664885614582819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/12/soysuzlar-cetesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/316664885614582819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/316664885614582819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/12/soysuzlar-cetesi.html' title='Soysuzlar Çetesi'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sx1BMfTBV0I/AAAAAAAAACg/keLmagY9DR4/s72-c/soysuzlar-cetesi-500x748.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-5317331833702644898</id><published>2009-11-26T13:25:00.000-08:00</published><updated>2009-11-26T13:31:00.140-08:00</updated><title type='text'>500 Days of Summer</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw7zjlJaAxI/AAAAAAAAACI/B1R-L0HuSRU/s1600/500-days-of-summer.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 166px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw7zjlJaAxI/AAAAAAAAACI/B1R-L0HuSRU/s320/500-days-of-summer.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408527995111080722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2009 yapımı bir Marc Webb filmi. Film renkli ama bu renklere rağmen çok keyifli değil. Ya da şöyle de denebilir sanırım, filmde insanın sinirlerini hoplatan bir şeyler var. &lt;br /&gt;Esasında dayandığı nokta, bir erkeğin gözünden köpek gibi aşık olmak ve sonrası anlatılıyor diyebiliriz. Esas oğlan, kızı aslında ilk görüşünde gözüne kestiriyor. Uzunca bir süre ona karşı olan hislerini kendine bile itiraf etmiyor. Ancak esas oğlan ve kızımızın aşka bakışı taban tabana zıt. Kızımız aşka inanmazken, erkek tam olarak bir aşk tutkunu. &lt;br /&gt;Aynı iş yerinde çalışan ikili uzunca bir süre adını koymadıkları bir ilişki yaşarlar. Kimi zaman sevgili gibi kimi zamansa arkadaş. Kız ciddi bir ilişki yaşamak istemediği için ikiliye ısrarla sevgili demiyor ancak çocuk bunun zamanla değişeceği umuduyla yaşıyor ve tabi bir gün buummm…olan oluyor ve kız gidiyor. Sonra film bitene kadar çocuğun bu durumla olan mücadelesi, yaşadıkları, kızı geri kazanma çabaları vs. ile ilerliyor. &lt;br /&gt;Filmde sadece çocuğun bakış açısıyla ilişkiyi görüyor ya da yorumluyoruz bu durumda aslında kıza deli olmamak elde değil. Başında da dediğim insanı sinir eden unsur bu aslında. Kızın açısından neler oluyor o pek yok ortada. Belki de verilmek istenen budur gerçi. &lt;br /&gt;Bununla birlikte film sıradan bir şekilde ilerlemiyor. Arada ileri ve geri sıçrayışlar yapıyor. Yani filmde toplamdaki 500 günün, belli bir kısmını farklı zamanlarda izliyorsunuz. Bir 1. günü izlerken birden 350.güne geliveriyorsunuz sonra hoopp 15. gündesiniz gibi. E bu da iyi fena değil. &lt;br /&gt;Bu da böyle bir film işte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-5317331833702644898?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/5317331833702644898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/11/500-days-of-summer.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/5317331833702644898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/5317331833702644898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/11/500-days-of-summer.html' title='500 Days of Summer'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw7zjlJaAxI/AAAAAAAAACI/B1R-L0HuSRU/s72-c/500-days-of-summer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-1066815035897555885</id><published>2009-11-26T13:01:00.000-08:00</published><updated>2009-11-26T13:04:48.544-08:00</updated><title type='text'>El Baño Del Papa – Papa’nın Tuvaleti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw7tVzQe5kI/AAAAAAAAABY/bywb2dVy49M/s1600/trailer-el-bano-del-papa.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 266px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw7tVzQe5kI/AAAAAAAAABY/bywb2dVy49M/s320/trailer-el-bano-del-papa.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408521161310922306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Film 2007’de César Charlone, Enrique Fernández tarafından çekilmiş.  Film Uruguay ve Brezilya sınırındaki yoksul, Melo isimli bir köyde geçiyor. Buradaki yoksulluk öylesine değil tam anlamıyla her karede hissedilen bir yoksulluk. Bu köydeki insanlar geçimlerini genellikle bisikletle kaçakçılık yaparak sağlıyorlar. Sözü geçen kaçakçılık ise bisikletin arkasına sığdırdıkları pil, şeker, un gibi temel malzemelerin kaçakçılığıyla sınırlı. &lt;br /&gt;Filmde beni etkileyen şeylerden biri başroldeki ailenin ilişkileriydi. Köyde herkes yoksulluk içerisinde yaşıyor ama genel olarak bu durumu tam olarak özümsemişler, gerçi bu söylem de saçma oldu insanlar özümsemeyecek de ne yapacak sanki. Laf. Neyse, aile anne, baba ve 16-17 yaşlarında bir kız çocuğundan ibaret. Baba bisikletiyle sınırdan kaçakçılık yaparken anne kızının okul masrafı için yastık altı para biriktiriyor. Kızları ise büyük bir aşkla televizyon spikeri olmak istiyor. Anne kızını dikiş nakış öğrenme konusunda ikna etmeye çalışırken babası da onunla birlikte sınıra gelmesini istiyor. &lt;br /&gt;Hayatları bu seyirde devam ederken birden yerel televizyon öncelikli olmak üzere, hızlıca Papa II. Jean Paul’ün küçük köylerine uğrayacağı haberi yayılmaya başlıyor ve işte film o haberle birlikte hızlanmaya ve şekillenmeye başlıyor. &lt;br /&gt;Tüm köy halkı bu durumu nasıl fırsata yani paraya dönüştürebileceklerini düşünmeye başlıyorlar. Haberlerde Papa’nın ziyareti için gelecek kişi sayısı normalin kat be kat üstü olarak veriliyor. Abartılan bu durum köy halkı tarafından umudun da etkisiyle pek görülemiyor. Herkeste bir girişimcilik ruhu canlanıyor. Kimisi yemek işine giriyor. Evine ipotek ettirip inek alıp onları kesiyor ve sosis yapıyor. Kimisi kredi çekip börek, çörek işine giriyor…vs vs. filmin esas oğlanı ise onca insanın muhakkak tuvalet ihtiyacı olacağını düşünerek evinin bahçesine güzel görünümlü bir tuvalet yapıyor. Tabi burada öle yapıyor deyince bir çırpıda oluyor sanmıyorsunuz tabiî ki çünkü adından da anlaşılacağı gibi film bunun üzerine kurulu zaten. &lt;br /&gt;Vel hasıl kelam tahmin edeceğiniz üzere işler pek de öyle tahmin edildiği gibi ilerlemiyor. Yaşananlar özetle bunlar ancak filmde insanı etkileyen yan öyle çok da sözle anlatılabilecek gibi değil. Verilen hüznü, hüsranı gerçekten görmek lazım. Yaşananlara rağmen, kaybedilen ve hatta zaten olmadığı halde kaybedilen paralara rağmen insanların hayata tutunuşunu görmek insanı derinden etkiliyor denilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-1066815035897555885?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/1066815035897555885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/11/el-bano-del-papa-papan-tuvaleti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/1066815035897555885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/1066815035897555885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/11/el-bano-del-papa-papan-tuvaleti.html' title='El Baño Del Papa – Papa’nın Tuvaleti'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw7tVzQe5kI/AAAAAAAAABY/bywb2dVy49M/s72-c/trailer-el-bano-del-papa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-8806617972616412142</id><published>2009-11-25T11:06:00.000-08:00</published><updated>2009-11-25T11:11:16.708-08:00</updated><title type='text'>Suretler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw2BSnv4oKI/AAAAAAAAABQ/DsEiPvZeFzk/s1600/suretler.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 222px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw2BSnv4oKI/AAAAAAAAABQ/DsEiPvZeFzk/s320/suretler.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408120884449288354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;23 Kasım 09’da izlendi.&lt;br /&gt;Merhaba,&lt;br /&gt;Film 2009 yapımı başrolde tanıdık yüzlerden Bruce Willis var. Jonathan Mostow filmiymiş ki ben kendisini tanımıyorum. &lt;br /&gt;Film bir çırpıda bitiyor denebilir. Aslında konu itibariyle film bitiminde üzerine konuşulası film olmasına rağmen biz konuşmadık bile. Neden? Çünkü film bir çok şeye dokunup bir çok şeyi anlatabilecekken sadece üzerinden geçmiş gibi geldi bana. &lt;br /&gt;Filmin konusundan da bahsetmek lazım zannımca. Aslında konu yıllardır bir çok filmde işlenen ve belki de artık hayatımıza dahil olmaya başlayan bir teknolojiyle ilgili. İnsan görünümlü robotlar. Napıyor bu robotlar, ne işe yarıyor? Filmdeki işlevleri şu; bir zaman sonra insanlar bu teknolojiye öylesine hakim oluyorlar ki aman diyorlar ya ben işe gideceğime benim yerime bu robot gitsin. Ya da alışverişi o yapsın. Öğretmenden azarı o işitsin gibi gibi. E güzel peki filmde bu nasıl veriliyor? Filmde insanlar bir koltukta bir sisteme bağlanarak oturuyor ve robotları onların yapacağı her şeyi yapıyor. Sonra robotlar eve gelip şarj olurken bizim insancıklar –ki bilerek isteyerek insancık diyorum- uyanıyor ve filmde gördüğümüz kadarıyla buzdolabından bir şeyler alıp içiyorlar. So what? Yani? Ve? Nasıl yani? &lt;br /&gt;Yani istenen hayat bu. Arada robot şarj olurken ben de kalkıp dolaptan süt falan içeyim. Upps! Nasıl ya? Belki şöyle bir şey anlatsa belki bir derece daha anlamlı gelebilir. Hani o robotlar orda çalışadursun biz de onların kazandığı parayla gezelim, tozalım, dünyada fink atalım ya da ne biliyim her ne yapmak istiyorsak onu yapalım. E o da yok. Mesela filmde bir sevişme sahnesi olsaydı misal. Hani robotlar çalışıyor biz de evde sevişiyoruz gibi gibi. E o da yok. Hatta şöyle saçma birkaç sahne var, akşam insanlar eğlenmek için de robotları kullanıyor. Evde arkadaşlarıyla parti veriyorlar ama partidekiler robot (?). E o zaman neden ben evde hapsolmak için bir robot yaptırıyorum ki? Beni özgürleştirmeyen, hapseden bir teknoloji söz konusu. Bilmem ki belki de ben anlayamadım. &lt;br /&gt;İşlenen ya da bir dakika işlenen demiyim ama sadece dokunulan bir konu daha var o da şu; insanların gerçek görüntüleriyle robotlarının görüntüleri arasında genelde yaş ve çekicilik anlamında farklar var. Robotlar daha çekici ve gençler genel olarak. İstediğin gibi görünebilirsin yani böyle bir tanrısal güç veriyor bu teknoloji eline. Eh bu fena değil. &lt;br /&gt;Sonuç olarak 80dk’da ben bu kadarını anlatırım abicim de demek istemiş olabilirler tabi. Ama bana kalırsa pek olmamış. He ama, aman kaçın izlemeyin demem. Çeşit olsun derseniz buyurun size iyi seyirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-8806617972616412142?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/8806617972616412142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/11/suretler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/8806617972616412142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/8806617972616412142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/11/suretler.html' title='Suretler'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_XMSKJZh0w20/Sw2BSnv4oKI/AAAAAAAAABQ/DsEiPvZeFzk/s72-c/suretler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9139218231774526831.post-1519716620351955131</id><published>2009-11-25T11:02:00.000-08:00</published><updated>2009-11-25T11:06:28.978-08:00</updated><title type='text'>Merhaba ve ilk sözler</title><content type='html'>Merhaba,&lt;br /&gt;Film izlemeyi sever misiniz? Kim sevmez ki? &lt;br /&gt;Ben severim. Burada izlediğim filmleri kendimce –bunu üzerine basarak belirtiyorum- yorumluyorum. Kendi fikirlerimi, okuyup fikir almak isteyenlerle paylaşıyorum. &lt;br /&gt;Ben yine sadece yazıyorum yani. &lt;br /&gt;Okumak isteyenler buyursun okusun:)&lt;br /&gt;Sevgiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9139218231774526831-1519716620351955131?l=amatorbakis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://amatorbakis.blogspot.com/feeds/1519716620351955131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/11/merhaba-ve-ilk-sozler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/1519716620351955131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9139218231774526831/posts/default/1519716620351955131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://amatorbakis.blogspot.com/2009/11/merhaba-ve-ilk-sozler.html' title='Merhaba ve ilk sözler'/><author><name>düşümdeki dünya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02581138893495134023</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
